(birinin) içini sarmak

(birinin) içini sarmak

sürekli düşünmek, hep onunla meşgul olmak: “Saat dokuza yaklaşırken onun içini bir bayram sevinci sarardı.” -H. Taner.


(birinin) içini sarmak ile benzer kelimeler

(birinin) ciğerinin içini bilmek

çok yakından tanımak, her türlü düşüncesini bilmek: “Ben böylelerinin ciğerinin içini bilirim, dedi. Bu kız hanım ölürse belki beni alır diye ümitlendi.” -R. N. Güntekin.

(birinin) içini okumak

birinin gizli, saklı düşüncelerini anlamak: “Çökük gözlerinin arkasında insanın içini ezberden okuyan bir hayat sezişi var.” -H. E. Adıvar.

içi içini yemek

1) istediğini yapamama yüzünden üzülmek: “Bir an önce varalım diye içim içimi yiyor.” -A. İlhan. 2) dert etmek.

içi yürütmek, (içini yürütmek)

Liynet vermek, ishal vermek.

içini açmak

derdini anlatmak, içini dökmek: “Rabia elinden gittikten dört beş ay sonra imama verdiği söze rağmen yavaş yavaş komşulara istedi.” -H. E. Adıvar.

içini bayıltmak (veya kıymak)

1) tatlı, ağır gelip artık yiyememek; 2) mec. çok konuşarak veya ağır davranarak birini usandırmak; 3) mec. yoğun olarak hissetmek: “Bu bahçede insanın içini bayıltan hanımeli, gül ve salkım kokuları binbir ot kokusuna karışıyordu.” -H. E. Adıvar.

içini boşaltmak

1) sıkıntı ve derdini söylemek: “Psikanalistler, insanı nasıl itiraf ettirerek suretiyle tedavi ederlerse, sanat eserleri de aşağı yukarı aynı rolü oynarlar.” -M. Kaplan. 2) öfkesini açığa vurmak; 3) banka, şirket vb.ni yasal görüntü verip soymak.

içini çekmek

iç çekmek: “Öyle ağlıyor ki ben de içimi çeke çeke onu teselli etmeye çalışıyorum.” -A. Ağaoğlu.


"(birinin) içini sarmak" karakter analizi

  • (birinin) içini sarmak, 22 karakter ile yazılır.
  • ( harfi ile başlar, k harfi ile biter.

Karakter dağılımı

  • '(', 'b', 'i', 'r', 'i', 'n', 'i', 'n', ')', ' ', 'i', 'ç', 'i', 'n', 'i', ' ', 's', 'a', 'r', 'm', 'a', 'k', şeklindedir.
  • (birinin) içini sarmak kelimesinin tersten yazılışı ' kamras iniçi )ninirib(' diziliminde gösterilir.

(a,b,i,k,m,n,r,s,ç) harflerinden ile oluşan bazı kelimeler

pençesin burmak

Kolunu bükmek, yenmek.

beyni sıçramak

aklı başından gitmek: “Akşam eve gelip de heykelin başını boyun yerinden çatlamış ve güzelim mermer başlığı tuzla buz olmuş