el bileği kemiği

el bileği kemiği İng. wrist bone

El tarağı kemikleri ile ön kol kemikleri arasında kalan sekiz küçük kemikten her biri. Karpus.


el bileği kemiği İng. wrist-bone

(karşılık: karpus), (Yun. karpos = bilek): El tarağı kemikleri ile ön kol kemikleri arasında kalan 8 küçük kemikten herbiri.


el bileği kemiği ile benzer kelimeler

çeper kemiği, yan kemiği

Osm. azm-ı cidarî

(biyoloji)

ayak bileği

a. anat. Baldır kemikleriyle tarak kemikleri arasında bulunan ve yedi kemikten oluşan ayağın arka bölümü.


İng. ankle

Ayak ile bacak arasında kalan ve en büyüğü topuğu oluşturan dokuz küçük kemik kapsayan bölge.

ayak bileği çalışması

Alm. Fussgelenkarbeit

Ayak bileğinin güçlenmesini sağlayan ve bacağın sıçrama yeteneğini artıran alıştırmalar.

ayak bileği kemikleri

İng. tarsal bone

Kaval ve kamış kemikleri ile ayak tarağı kemikleri arasında bulunan, en büyüğü topuğu meydana getiren dokuz küçük kemik. Tarsus kemikleri.

ayak-bileği kemikleri

İng. ankle-boner

(karşılık: tarsus kemikleri), (Lat. tarsus = bilek): Kaval ve kamış kemikleriyle ayak tarağı kemikleri arasında bulunan dokuz küçük kemik.

bileği

a. Kesici araçları bilemek için kullanılan alet.


Üstüne sac konularak ekmek pişirilen taştan yapılmış ocak.

bileği büken bandaj

İng. carpal flexion bandage

Ön bacağın vücut ağırlığını yüklenmemesi için bilek eklemi pamuk, sargı bezi ve plasterle sarıldıktan sonra, kıvrılarak plasterle kıvrık durumda tespit edilmesi, karpal fleksiyon bandaj.

bileği taşı

a. min. Bıçak, çakı, makas vb. kesici araçları bilemekte kullanılan ince taneli sarı şist.


"el bileği kemiği" karakter analizi

  • el bileği kemiği, 16 karakter ile yazılır.
  • e harfi ile başlar, i harfi ile biter.

Karakter dağılımı

  • 'e', 'l', ' ', 'b', 'i', 'l', 'e', 'ğ', 'i', ' ', 'k', 'e', 'm', 'i', 'ğ', 'i', şeklindedir.
  • el bileği kemiği kelimesinin tersten yazılışı ' iğimek iğelib le' diziliminde gösterilir.

(b,e,i,k,l,m,ğ) harflerinden ile oluşan bazı kelimeler

sağabilmek

(-i) Sağma imkânı veya olasılığı bulunmak.

değebilmek

(-e) Değme imkânı veya olasılığı bulunmak.

dağıtabilmek

(-i) Dağıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.

yüreği bozulmak

bunalmak, sıkılmak: “Yüreği bozulanların gözleri karanlık koridorlara, kapılara, pencerelere kaydı.” -L. Tekin.

yüreği bayılmak

karnı çok acıkmak.


Baygınlık geçirmek.