ufak

ufak

sf. 1. Boyutları normalden küçük: Ufak ev. 2. Yaşça daha küçük olan: “Bir sabah, ufak, sarışın, ela gözlü bir kız karşıma geldi.” -N. F. Kısakürek. 3. Makam, derece bakımından geri olan: “Ufak bir memuriyet de olsa olurdu.” -O. Kemal. 4. Kısa bir süre: “Ufak bir istirahatten sonra oyuncular birinci muvaffakiyetin tesiri ile ikinci bir raksa başladılar.” -A. H. Müftüoğlu. 5. mec. Önemsiz, çok az: “Ufak bir ameliyatla yüzük kesilip alındı.” -R. N. Güntekin.


ufak

1. Ekmek kırıntısı. 2. Küçük odun parçaları: Oğlum bu ufakları topla da yakalım.


ufak

bk. çevren.


ufak ile benzer kelimeler

ufak ufak

zf. 1. Küçük küçük, hafif hafif: “Ufak ufak ne tatlı heyecanlar geçirdik, şimdi kaybetmiş olmakla beraber daha geniş nefes alıyoruz.” -R. H. Karay. 2. Küçük parçalar durumunda. 3. Yavaş yavaş: “Dışarıda önce tehditkâr bir pembelik belirdi, akşam oluyor.” -

defek (ufak defek)

Ufak

kül ufak

Paramparça, tuzbuz: Parçaları nasıl toplarım, hepsi .

kül ufak olmak

çok küçük parçalara ayrılmak.


Çok küçük parçalara bölünmek, tuzbuz olmak.

orman asması, ufak akasma

Lat. Clematis viticella

(botanik)

ufak at da civcivler yesin

çok yalan söyleyen veya olayları abartan kişilere inandırıcı olmadığını belirtmek için söylenen bir söz.

ufak çapta

sf. 1. Küçük olan. 2. mec. Önemsiz.

ufak dip

İng. miniature cap

Ufak boyutlu (E 14, E 10 vb.) lamba dibi.


"ufak" karakter analizi

  • ufak, 4 karakter ile yazılır.
  • u harfi ile başlar, k harfi ile biter.

Karakter dağılımı

  • 'u', 'f', 'a', 'k', şeklindedir.
  • ufak kelimesinin tersten yazılışı ' kafu' diziliminde gösterilir.

(a,f,k,u) harflerinden ile oluşan bazı kelimeler

yüreği yufka

sf. Üzüntülü, acıklı durumlara dayanamayan, merhametli (kimse).

uçar kefal
, -li

a. hay. b. Turna balığıgillerden, kefale benzer, uzun kanatlı, eti beğenilen bir balık (Exocoetus).

tuhaflaşmak

(nsz) 1. Tuhaf olmak, tuhaf duruma gelmek. 2. Şaşırmak: “Cilalı parkelere serili yol halıları üzerinde yürürken tuha

mukaffa
Ar. mu®aff¥

sf. (:) ed. esk. Uyaklı.

lütufkâr
Ar. luµf + Far. -kâr

sf. esk. İyiliksever, kibar: “Lütufkâr bir genç kızla beraber olma

ufak - Scrabble puan değerleri

HarfPuan
u2
f7
a1
k1
Toplam puan değeri11